Yıl 2014. Almanya’da bir çocuk parkında haber peşinde olan muhabir, farkında olmadan Adolf Hitler’in 2014 yılı Almanya’sına geri dönüşünü de görüntüler ve film başlar. Film o nedenle ismiyle müsemma: O geri döndü.

Tarihe mâl olmuş önemli isimler günümüzde yaşasalardı ne olurdu?” sorusunun cevabına aslında çok da nadir rastlamıyoruz. Hem yerli hem de yabancı romanlarda, TV dizilerinde ve filmlerde konu bayağı işlendi. Önce çekilen yabancılık, sonra çeşitli sakarlıklar… Hikaye gerçek üstü olunca komedisi de bol oluyor, genellikle komedi türünde karşımıza çıkıyor. Tam tersi, günümüzdeki bir kahramanın da geçmişe dönüşü benzer komediyi içeriyor, güldürüyor bizi.

Bu filmde de benzeri bir hikayeyi görüyoruz ama bunu diğerlerinden ayıran ve biz iletişimcilerin radarına giren önemli bir farkla:

Medya ve propaganda içeriği…

Hitler’in geri dönüşünü keşfeden bir medya mensubu olunca, Hitler’in medyaya adım atması hiç zor olmaz. Medyanın da onu keşfetmesi…

Önce sosyal medyada boy gösterir, ardından büyük küçüğü izler, bir TV şovundan başka bir TV şovuna çıkar. Herkesin ismini anmaktan bile nefret ettiği adam, bir anda fan grupları olan bir fenomene dönüşür. Film boyunca Hitler oldukça medyatik bir isim olur.

Zât-ı şahaneleri yaşadığı dönemde de medyayı iyi kullanmış, malûmunuz üzere propagandanın kitabını yazmıştır. Günümüzde araçlar değişse bile inanın mayası değişmediğinden olsa gerek, Hitler günümüz medyasına da hiç yabancılık çekmez, tüm mecrâya hemen adapte olur ve kaldığı yerden devam eder. Filmin sonu insanı dumur eden cinstendir.

Filmde Hitler’in Sabah ve Sözcü gazetelerini okuduğu sahne ve Türklerin işlettiği “Blitz (Yıldırım)” kuru temizleme sahnesi insanın yüzünü sırıttıran cinsten. Ama Türk gazetelerini okurken “Demek Osmanlı hala ayakta” tarzı tarihi olarak hatalı replikler de yok değil. Malûm, Hitler’in döneminde Türkiye Cumhuriyeti ilan edileli zaten 20 yıl olmuştu.

Elbette filmin doğrudan konusu medya değil ama medyanın nasıl kullanıldığı ve nasıl kullanılması gerektiğini Hitler’in gözünden bir iletişimci gözüyle seyretmek keyif verdi bana. O nedenle “her iletişimcinin seyretmesi gereken filmler” listesinde bu filme de yer verilmesi taraftarıyım.

Film Alman yapımı. Dili Almanca. Ama ben Netflix üzerinden Türkçe dublajlı seyretmiştim. İsteyene alt yazılı versiyonları da mevcut. Fragmanı da aşağıya koyuyorum. İyi seyirler…