Girişimcilik, Girişimci Ruhu ve Sosyal Medya

Standard

Dün Erciyes Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Atölyesi Dükkan’ın Pratik Akademi Departmanı’nın gerçekleştirmiş olduğu “ErciyestePRatikgünler” isimli etkinliğindeydim. Dükkan’ın genel koordinasyonunu yürütmeme rağmen Dükkan ve Pratik Akademi ekibindeki arkadaşlar bu etkinliğin tüm organizasyonunu benim pek dahlim olmadan kendileri yürüttüler ve yine iyi bir iş çıkarttılar. Hatta “hocam bir faydan dokunmadı” demediler, sertifika bile verdirdiler. Kendilerini tebrik ediyor ve şükranlarımı sunuyorum.

Bana sertifika bile verdirdiler.

Bana sertifika bile verdirdiler.

Girişimcilik temalı gerçekleştirilen ve ikincisi düzenlenen bu etkinlikte Fırat Ayyıldız, Fatma Admış, S. Ece Doğancaner, Recep Bozkurttan, Mertcan Karakuş, Sefa Aksekili, Büşra Urhan, Ahmet Develi (nam-ı diğer Farabi) ve Gülsüm Gökekin farklı pencerelerden girişimcilik konusunda konferanslarını verirken Ümmühani Ağca eğlenceli sunumuyla etkinliğe renk kattı. Fotoğraf çeken ve basın ile ilişkileri yürüten ve sahne arkasında emeği geçen tüm arkadaşları da tebrik ediyorum.

Arkadaşlarımız girişimciliği farklı konularda irdeleyerek öğrenci kardeşlerimize girişimcilik ruhlarını fark ettirmeye çalıştılar, şahsen ben bile gaza geldim, fakat bu girişimci ruhların doğru kullandıkları takdirde işlerini çok çok kolaylaştıracağı sosyal medya konusuna nedense pek girmediler. Belki bir sonraki etkinlikte bu konu hakkında beni konferans vermeye davet ederler. Zorla kendimi davet mi ettiriyorum? Ben mi? Hadi canım sen de 🙂

“Hocam sen de durup durup her şeyi sosyal medyaya bağlıyorsun” diyeceksiniz belki ama harbiden günümüzde her işin bir ucu sosyal medyaya dayanmıyor mu? Hele hele girişimcilik konusu…

Koca koca işletmelerin, dev dev holdinglerin yer aldığı günümüz pazarında girişimciler nasıl olacak da pazarlamalarını ve iletişimlerini gerçekleştirebilecekler? Ağababa şirketler konvansiyonel mecrada milyon milyon TL harcayarak ve hatta interneti ve sosyal medyayı da paralarıyla döve döve kullanırken kendi halinde bir pastane sahibesi iken tükanını büyütmek isteyen girişimci ruhlu Elvan abla, kendi fitness salonunu açmak isteyen Çağatay abi ya da yaptığı müziği tüm dünyaya (en azından tüm Türkiye’ye) duyurmak isteyen Süleyman amca ne yapsın?

İsimler yabancı gelmedi değil mi? TRT’nin sevilen dizisi Seksenler’in karakterleri evet doğru bildiniz. Seksenli yıllarda Elvan’ın da, Süleyman’ın (Susmuş) ya da Çağatay’ın da amaçlarına ulaşmaları günümüze nazaran gerçekten zordu. Çünkü o zaman sosyal medya yoktu.

Elvan eğer seksenlerde değil de, 2015 yılında pastanesini büyütmek isteseydi, işi çok çok kolay olurdu tahminimce. Hemen bir “tadiguzeltarifler.tv” isimli bir blog açardı ve efsane Tadıgüzel Pastanesi’nin o eşsiz tatlarının tariflerini bu blog üzerinden yazardı. Ayrıca bir Youtube kanalı açarak tariflerini video olarak da yayınlar, Ustream ile canlı yayınlar gerçekleştirir, anlık haber ve fikir alış-verişlerini Facebook ve Twitter üzerinden yapar, gelen önerilere göre yeni tatlar dener, en iyi Tadıgüzel Pastanesi tarifini oylamaya sunar, hamarat ellerin yapmış olduğu ürünleri Instagram’da paylaşır, Four Square ve Swarm’da Tadıgüzel Pastanesi’ni aktif tutar, tariflerini İngilizce ve Türkçe e-kitap haline getirir, LinkedIn de Dünyaca ünlü şeflerle bağlantıda kalır, kendi pazarının sosyal aleminde en aktif şekliyle yerini almaya çalışırdı. Bu şekilde Çınaraltı Mahallesi’ndeki dükkanı nostaljik varlığını sürdürürken internette pastane konusunda fenomen biri olabilirdi. TV kanalları büyük küçüğü izler mantığıyla kendisiyle röportajlar yapar, sektörel gazete ve dergilerde haber olur, köşe yazısı yazması istenir ve belki de Youtube’da yaptığı programların benzerini TV’de yapması teklif edilirdi. Tarifleri kitap olur, pazarlama ve gastronomi sektöründe konferanslar vermeye davet edilir, yurt çapında tanınmaya başlar, Allah da yürü ya kulum derse,  seksenlerin nostaljik temalı dekorasyonuna sahip franchiseler verir, bu franchiselerinde workshoplar düzenler, ailemizin pastacısı, Tadıgüzeltariflerin kraliçesi Elvan ablamız olurdu.

Abarttım mı? Hiç sanmıyorum. Gary Vaynerchuk “Markanız İçin İnterneti Nasıl Kullanmalısınız” isimli kitabında (http://bit.ly/1cX4fHG) küçücük bir dükkanı nasıl olup da milyonlarca dolarlık bir işletmeye çevirdiğini çok güzel anlatmış mesela. (Kitap hakkındaki yazım için tıklayınız.)

markaniz-icin-interneti-nasil-kullanmalisiniz

Ya da Salih Seçkin Sevinç. Harbiyiyorum.com u nasıl büyüttüğünü “Pazarlama İletişiminde Sosyal Medya” isimli kitabında (http://bit.ly/1e300uw) insanı gaza getiren bir üslupla anlatmış. (Kitap hakkındaki yazım için tıklayınız.)

pazarlama-iletisiminde-sosyal-medya-salih-seckin-sevinc

Ya da Barkın Bayoğlu, nam-ı diğer Altın Elbiseli Adam (http://www.altinelbiseliadam.com/). Türkiye’de motosiklet tutkunlarının yakından takip ettiği isimlerden biri.

6220701408958406maxresdefault

Ya da Mert Gündoğdu, (http://www.canonturk.com) Türkiye’de Canon Fotoğraf Makinesi ile ilgili neredeyse her şeyi bilen adamdır o. Öyle ki arktık otomobil fotoğrafçısı denince aranan yegane adam.

Mert Gündoğdu

Karmin isimli müzik grubuna ne dersiniz (http://www.karminmusic.com/)? Yaptığı coverler ile sosyal medyada fenomen oldu, sonrasında müzik prodüktörleri onlara albüm yapmak için sıraya girdiler.

Amy Heidemann ve Nick Noonan

Amy Heidemann ve Nick Noonan

Ya John Naddour ? Nam-ı diğer Hookah John. Nargile denince dünyada akla gelen ilk isimlerden (http://hookahjohn.com/). Amerikan kültürü ile hiçbir alakası olmayan nargile konusunda ilginçtir ki bu adam dünyada söz sahibi.

hqdefault (1)

Arda Kutsal (http://webrazzi.com/)… Scott Kelby (http://kelbyone.com/)… David Meerman Scott (http://www.davidmeermanscott.com/)… Daha sayayım mı? Yeter da..

Bu insanların ülkemizde ve dünyada nasıl tanındıkları ve meşhur olduklarını merak ediyorsanız Googlelayın. Göreceksiniz ki Elvan Abla için bahsetmiş olduğumuz adımların benzerlerini atmışlardır. Farklı sektörler, farklı işler fakat hepsinin ortak özelliği, tutkunu veya uzmanı oldukları alanlarda internette yer almalarıdır. Onlar bir TV kanalına ya da bir AVM’nin yürüyen merdivenlerine reklamlarını vermediler, veremediler, veremezlerdi de zaten. Çünkü bu isimlerin tamamı sizin benim gibi ya burs alarak okuyan, ya maaşlı çalışan ya da 30 metrekare dükkanında kendi yağında kavrulan kişilerdi (bazıları daha iyi durumda da olabilir). Hala maddi durumları aynı kalanlar olabilir ama, alanlarında otorite olarak tanınıyorlar ve fikirlerine kıymet veriliyorlar mı? Kesinlikle…

Mutlaka sizin de ilgi alanınıza göre takip ettiğiniz, fikrini almaya çalıştığınız, kendilerinden bir şeyler öğrenmeye çalıştığınız insanlar vardır. Aklımıza bir şey takıldı mı hemen Google efendiye soruyoruz ve mutlaka birileri karşımıza çıkıyor:

– Kayak için gerekli ekipman nelerdir?

– En iyi Kayseri mantısı nerede yenir?

– Irmakta balık nasıl tutulur?

– Antifriz nasıl değiştirilir?

– Neyde dem sesler nasıl üflenir?

Tüm bu sorulara cevap veren uzmanlar bize Google tarafından yönlendiriliyor ve işin en güzel tarafı, danışmanlık ücreti de vermiyoruz. En azından büyük çoğunluğu için…

Örneklerde gördüğünüz üzere, girişimcilerin işini sosyal medya bayağı bayağı kolaylaştırdı. Öğrenci olun, ressam, insan kaynakları yöneticisi ya da demirci hiç fark etmez. Eğer uzmanı olduğunuz ve tutkuyla bağlandığınız bir konuysa, girişimci ruhunuzu dizginlemeyin, hemen sosyal medyaya dört elle sarılın ve sebat edin. Zengin olur musunuz? Kısmet… Ama eğer konunuzda bir şeylerle anılmak istiyorsanız sosyal medyanın hayal edemeyeceğiniz kadar faydasını göreceğinizden emin olabilirsiniz. İşe yukarıda bahsettiğim kitapları okuyarak başlamaya ne dersiniz?

 

 

 

(Visited 316 times, 1 visits today)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir