Bildiğimiz Turizmin Sonu mu?

Standard

Rusya ile yaşanılan problemlerin ardından Rusya’nın vatandaşlarını Türkiye’ye göndermeyeceği konusu ülkemizin gündemini meşgul eden önemli bir hadise. Suudi Arabistan’ın vatandaşlarına Lübnan’ı terk etme çağrısı, Birleşik Arap Emirlikleri’nin de vatandaşlarına Lübnan’a seyahat etmeyin uyarısı benzer uygulamalardan en güncel olanlar. Ülkeler turizm konusunu önemli bir silah olarak kullanıyorlar. Rusya bu konuda Türkiye’yi zora sokma peşinde. Ülkemize gelen Rus turist sayısının turizm ekonomimize yapmış olduğu önemli katkı nedeniyle turizm profesyonelleri tehlike çanlarını çalmaya başlamıştı. Geçtiğimiz günlerde başbakan Davutoğlu’nun Turizm Eylem Planı’nı açıklamasıyla birlikte sektörde bir nebze rahatlama yaşandı.

Turizm hassas bir sanayi. İster yerel, ister ulusal, ister uluslararası, ister küresel… Olumsuz her hangi bir gelişme olduğunda turizm hemen nem kapıyor. Yukarıda belirttiğim üzere diplomatik ilişkilerde ülkeler yumuşak ama etkili bir güç olarak önce turizmden yana gardını alıyor. Bireysel faaliyetlere bakıldığında ise insanlar gelirlerinde ufak bir daralma gördüklerinde ya da beklediklerinde ilk olarak turizm planlarından vazgeçiyorlar. Terörist eylemler ve güvenlik algısı da turizmi etkileyen faktörlerin başında geliyor. Uzmanlar ülkelerin turizm faaliyetlerinin tüm bu etkenlerden ötürü ciddi yara aldığını belirtiyorlar.

Bunca olumsuz argümana rağmen turizm faaliyetlerine katılmak, enteresandır, her geçen gün kolaylaşıyor ve ekonomikleşiyor. Bunda internet teknolojilerinin yeri önemli elbette.

Konaklama konusunu ele alalım. Normalde insan bir yere gideceği zaman standartlarına uygun bir otel araştırır, rezerve eder ve konaklar. Çoğumuz böyle yapıyoruz ama yeni nesil artık “Airbnb”yi kullanıyor. Bir uygulama. İnsanlar evlerini, yazlıklarını, hatta yaşadıkları evdeki kullanmadıkları odalarını kiralıyorlar. Asgari standartları sağlayan bir otel odasının günlük konaklama bedelinin yarısı veya 1/3 fiyatına Airbnb’de benzer özellik ve standarda sahip bir oda kiralayabiliyorsunuz. Hatırlatayım, vergi yok, bakanlık onayı, ticaret odası sertifikası izinler, prosedürler, yönetmelikler, denetim vs. hiçbir şey yok. Sadece odanın fotoğraflarını koy, özellikleri yaz, kirala, paranı al. Kiralayan için de sistem çok basit, odanın fotoğraflarına bak, daha önce bu odayı kiralayanların yorumlarına bak, kafana yatarsa odayı kirala, konakla, beğenirsen tavsiye et, başkası da kiralasın, aynı faydayı o da sağlasın.

Lüks bir 4 çeker ile Erenköy’deki evinizden Sabiha Gökçen Hava Limanı’na en fazla 50 TL’ye gitmeye ne dersiniz? “Uber” de bu iş için hazırlanmış bir uygulama. Konumunu giriyorsun, gideceğin yeri belirtiyorsun, uygulama hemen etrafında Uber üyesi araçları sana gösteriyor, “10 TL –  13TL arasında bir fiyat çıkacaktır” diye ücreti belirtiyor, tamamsa çağırıyorsun aracı, evinin önünden gideceğin yere ultra lüks bir araçla gitmenin keyfini yaşıyorsun. Hatırlatayım, Erenköy’den, evinizin önünden Sabiha Gökçen Havalimanı’na standart bir taksi ile gitmek ne kadara patlar sizce? 100 TL? 150 TL? A.B.D.’de bu uygulamanın taksi esnafını bitirdiği söyleniyor. Taksiciler isyandalarmış. Sizin verdiğiniz fiyatın 1/3’üne biri sizin işinizi yaparsa elbette siz de isyan edersiniz. Yine hatırlatayım, vergi yok, taksi plakası diye bir şey yok, yönetmelikler, oda kayıtları, denetim vs. hiçbir şey yok. Yorumlara bakıyorsunuz, kafanıza yattıysa çağırıyorsunuz Uber’den bir araç, basıp gidiyorsunuz. Daha sonra ücret kredi kartınızdan Uber tarafından çekiliyor, araç sahibinin hesabına yatıyor. Aynı şekilde siz de şahsi otomobilinizi Uber’e kayıt ettirip siz de taksicilik yapabilirsiniz. Türkiye’de şimdilik yalnızca lüks araçlar Uber’de faaliyet gösterebiliyor. Yakın zamanda Linea’sından Vito’suna, hatta yolcu otobüslerinden cruise gemilere tüm ulaşım araçları yerini alır herhalde.

Turizmin iki ana damarı, konaklama ve ulaşımdaki durum 2016 yılı için bu şekilde. İnsanlar kendi özel odalarını turizme açıp kendi özel araçları ile ulaşımı sağlıyorlar. Bu bir başlangıç, yakın zamanda insanlar evinin mutfağını acıkan müşterilerine açacak, villasının havuzunu yüzmek isteyenlerle paylaşacak, evinin bir köşesinde canlı konser vererek insanları eğlendirecek…  Uygulamaların rakipleriyle birlikte iyice yaygınlaşacağını düşünürsek 5 yıla kalmaz tüm bu saydıklarım hayatımızın bir parçası olacak gibi geliyor bana.

Günümüzde insanlar çocuklarının artık oynamadıkları oyuncakları, bebeklerine olmayan kıyafetleri birbirleri arasında değişmekte veya alıp-satmaktalar. Kadınlar abiye kıyafetlerini, erkekler kravatlarını… Bankacılıktan eğitime her şey kalıp değiştiriyor. İnsanlar uzmanı oldukları konuların eğitimini Udemy’den 10 TL ye uzun zamandır veriyorlar. Statikten felsefe tarihine her şeyin eğitimini bulabildiğiniz online eğitim mecraları arttıkça “her gün gidip geldiğimiz bir üniversiteye gerek var mı?” tartışmaları günden güne artıyor. Acaba Ivan Illich “Okulsuz Toplum”daki tezinde haklı mı çıkıyor? Enerjide dahi bireysel paylaşımdan söz ediliyor, “Yakın zamanda kendi ürettiğimiz elektriği paylaşacağız” diyor Jeremy Rifkin “Nesnelerin İnterneti ve İşbirliği Çağı” isimli eserinde.

Nesnelerin İnterneti ve İşbirliği Çağı, Jeremy Rifkin, Optimist Yayınları, 2015

İnsanlar değişiyor. X nesli, Y nesli derken artık Z neslinin devri başlıyor. Onlar yiyip içtiklerinden o an nerede ne yaptıklarına kadar her şeylerini paylaşıyorlar. Z nesli her şeyi paylaşma eğilimi gösteren bir jenerasyon. Fotoğraftan videoya, odadan eve ve arabadan yemeğe her şeyi paylaşıyorlar. Kimi ücretli, kimi ücretsiz. Yeter ki paylaşacakları bir mekan, bir alan, bir uygulama olsun. Howard Gardner ve Katie Davis bu nesil için “App Kuşağı (Uygulama Nesli)” terimini kullanıyor.

App Kuşağı, Dijital Dünyada Kimlik, Mahremiyet ve Hayal Gücü; Howard Gardner , Katie Davis; Optimist Yayınları; 2014

App Kuşağı, Dijital Dünyada Kimlik, Mahremiyet ve Hayal Gücü; Howard Gardner , Katie Davis; Optimist Yayınları; 2014

Paylaşmaya imkân veren uygulamalar oldukça yeni nesil odadan otomobile, eğlenceden yemeğe paylaşmaya devam edecek. O halde özellikle günümüz turizm işletmecileri şu zamana kadar kullandıkları stratejilerin yanına App kuşağınının yaptığını ve potansiyelini de eklemelidir. İnternet teknolojilerini çok yakından takip etmelidir. Eğer işletmelerini gelecek nesillerine de bırakmak istiyorlarsa…

25 Şubat 2016 tarihinde Birhaber.com üzerinde yayımlanan yazıdan alınmıştır. Orijinal metne ulaşmak için tıklayınız.

(Visited 78 times, 1 visits today)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir